
Ailenin diğer üyelerine göre fiziksel olarak Nyx biraz farklıydı, teni daha esmer, gözleri ve saçları ise kömür karasıydı. İsmi bu yüzden Nyx’dü zaten! Ağabeylerine hiç benzemeyen bu kızcağız henüz 9 yaşlarında falan ilk kez farklılığını anlayıp babasına nedenini sormuştu. Nyx kendini hiç farklı, ya da aykırı hissetmemişti çünkü annesi, babası ve ağabeyleri tarafından hep çok sevilmişti; el bebek gül bebek büyütülmüştü.
Babası asa yapımcısıydı hem de en iyilerinden! Ama diğer asa yapımcılarına benzemezdi… Toz tutmuş bir dükkanda oturan örümcek bağlamış bir büyücü değildi. Kırılgan, zarif İngiliz beyefendileriyle uzaktan yakından alakası yoktu. Uzun boylu, iri yapılı, kaslı, heybetli, dev gibi bir adamdı. Nyx’ün ağabeyleri de öyleydiler. Nyx ise incecikti ve hep ince kalacaktı, çok güçlü değildi belki ama hep hızlı ve atik olacaktı. Hiçbir zaman heybetli görünmeyecekti, o hep zarif olacaktı. Bu nedenle 9 yaşındayken bile babasının kucağında minicik kalabiliyordu.
“Nyx… Benim güzel kızım… Minik tanrıçam… Sen gecesin meleğim…”
Kızının minicik elini koca avucu içine almış sevgiyle öpmüştü. Babası heybetli görünümünün ardında sevgi dolu bir adamdı. Kızına da eşine de öyle hafif, öyle şefkatli dokunurdu ki, o cüsseden asla beklemezdiniz bunu.
“Sen benim hayatımda gördüğüm en güzel kızsın, yüce atamız Poseidon da biliyor ya çok bekledik seni… Annen de ben de yıllarca senin hasretini yüreklerimizde duyduk… Gecenin zarafetiyle geldin yuvamıza, çok beklettin bizi ama değdi. Sen aydınlık gecesin Nyx, gecenin içinde parlayansın benim küçük parlak yıldızımsın…”
Bu bir açıklama bile sayılmazdı ama Nyx’e yetmişti işte!
Babası haklıydı Nyx enerjisiyle, neşesiyle parlak küçük bir yıldızdan farksızdı, öyle parlak bir gülümsemesi vardı ki ellerinizi gözlerinize siper etmek zorunda kalabilirdiniz.
Eşi David onu göl kenarında dans ederken görmüştü ilk kez ve büyülenmişti. David hep “ Asaya ihtiyacın yok sen zaten büyünün ta kendisin” derdi. David Nyx’den 3 yaş büyüktü ve başka bir binada okumuştu. Kızı ancak mezun olacağı sene görebilmişti ve bir daha da aklından çıkaramamıştı. Yine göl kenarındayken bir gün ağaca yaslanıp kıza itafen yazdığı şiiri okumuştu hülyalı hülyalı.
“Ohhh aydınlık gece…
Yüreğim karanlığına hasret,
Yolumu kaybetmeyi öyle istiyorum ki…
Bir gülüşün ışık olsa,
Ellerimi tutsan karanlıkta,
Göremesem ama hissetsem yalnızca…
Ohhh aydınlık gece…
Nasıl bir gecesin ki sen;
Parlaklığın kör etmiş gözlerimi, göremiyorum senden ötesini…”
Nyx de bu şiiri duyduğu an aşık olmuştu kocasına.“ Öyleyse gece bir öpücük kondursun tatlı dudaklarınıza, boynunuza dolasın kollarını ve kokusunu bıraksın burnunuza… Dokunarak, hissederek, koklayarak bulun yolunuzu. Ama yolunuz da gece olsun, aklınız da aydınlansın benimle, kalbiniz de…” Nyx zarafetle adamın yüzünü elleri arasına almış, önce yüzünü okşamış, sonra ellerini omuzlarına doğru kaydırmış, kollarını boynuna dolamış ve minik tatlı bir öpücük kondurmuştu dudaklarına.
Babası, David ile tanıştığında çocuğun kızını gerçekten sevdiğini net olarak görebilmişti ve sevgiyle bağrına basmıştı geç adamı. Yine de çabucak evlenmemelerini istemişti, işleri rayına koyana kadar beklemelerini rica etmişti. Ne yazık ki biricik kızının evlendiğini de anne olduğunu da göremeyecekti.
Bir baykuş pencereden hızla içeri dalıp kadının omzuna konuverdi. Kadın irkilmedi sadece güldü.
“Cahrles omzuma konarsan ayağındaki mektubu çözemem ama.”
Baykuş neşeyle şakıdı ve muhabbetle sahibesinin boynunu hafifçe gagaladı. Sonra sahibesinin öne doğru uzattığı koluna indi ve bacağını uzattı. Nyx önce mektubu çözdü sonra hayvanın başını okşayıp gagasından öptü.
“Git ve kendine bir ziyafet çek Charles bunu hak ettin”
Baykuş uçup gitti, minik mektupta David’den gelen küçük bir nottu.
Yemeğe misafirimiz var! Bakanlığın genç Daire başkanlarından. Onunla tanışmalısın, enteresan biri. Bu arada seni seviyorum aydınlık gecem…
Nyx nota gülümsedi ve cebine sokuşturdu. David ve Nyx’ün birbirlerine olan aşkları hiç solmamış aksine büyüdükçe büyümüştü.
Bir misafir, bir tabak daha, bu hiç sorun değildi. Misafir ağırlamayı severdi Nyx bu açıdan da anne tarafına çekmişti herhalde…
David şimdi 38 yaşındaydı ve bakanlıkta çalışmak onu artık tatmin etmiyordu. Karısıyla birlikte büyü bilimi araştırmaları yapmak çok daha cazipti. Bu yüzden bakanlıktan ayrılmak istediğini bildirmişti. Yeni ve genç sihir bakanı onun gibi uzun yıllar emek vermiş bir çalışanı kaybetmekten ne kadar üzüntü duyacaklarını belirttiyse de anlayış göstererek bu isteği kabul etmişti.
Bu habere tek üzülen sihir bakanı değildi, bakanlıktaki pek çok kişi üzülmüştü özellikle de David’den 10 yaş küçük olan Edward abi gibi benimsediği adamın gidişine epey içerlemiş gibiydi. David de bu genç adamı severdi, ama henüz eşiyle tanıştırma fırsatı bile bulamamıştı. Dilekçenin kabul olmasından sonra son kez bakanlığa gitmişti David ve dönüşte Edward’ı da yemeğe davet etmişti. Genç adam seve seve kabul etmişti tabiî ki.
Nyx bu genç adamla tanıştığı anda kanı ısınmıştı. Nedendir bilinmez adamın içinde yoğun bir sevgi hissetmişti. İnsanların içinde sevgiyi görür tanırdı Nyx bu onun en karakteristik özelliğiydi. İçinden bir ses adamın bu yoğun sevgisinin tanıdık olduğunu söylüyordu Nyx bu yüzden garipsemişti durumu.
Yemekler yendikten sonra genç adam bütün yemeklere iltifatlar yağdırmış, çiftin 2 küçük oğluyla bahçede koşuşturmuş oyunlar oynamıştı. Alexander kardeşini de alıp odalarına uyumaya çıktıktan sonra ancak adam gibi sohbet etme imkanları olmuştu.
D: Çocuklar sana bayıldılar
E: Ben de onlara bayıldım Bay Lloyd, 2 çok güzel çocuğa sahipsiniz. Aslında size imrendim biraz.
D: Edward bana artık ismimle hitap etsen olmaz mı? Bakanlıkta da değiliz artık lütfen gevşe
E: Özür dilerim bay Llo… Pardon David diyecektim…
Nyx bu şaşırmış haline gülmüştü
E: Çok güzel bir gülüşünüz var bana çok sevdiğim bir bayanın gülüşünü hatırlattı…
N: Belki bir gün o bayanla da tanışırız…
E: Ah inanın bana bunu sizden daha çok isterim, onu koluma takıp da birileriyle tanıştırabilmenin hayali bile içimi ısıtıyor…
N: Demek ki âşıksın! Ah şimdi anlıyorum…
E: Pardon, neyi anlıyorsunuz leydim?
N: İçinde hissettiğim yoğun sevgiyi…
D: Eşim bir Hufflepuff’dı ve böyle bir yeteneğe sahip…
E: Bu çok enteresan, vay canına…
Nyx o kadar da değil der gibi elini umursamazca sallamış ve konuyu değiştirmek için aklına ilk geleni soruvermişti:
N: David bana seninde Bakanlığın genç daire başkanlarından olduğunu söyledi, yaşını sormamın sakıncası yoktur umarım
E: Elbette bir sakıncası yok! 28 yaşındayım
N: Hogwarts’da okudun değil mi? Belki yeğenimi tanıyorsundur, senden bir dönem küçüktü gerçi… Hangi binadaydın?
E: Ravenclaw
N: O Gryffindor’daydı… Merak ediyorum bir Paritburn tanımış olma ihtimalin nedir, okul yıllarından?
Genç adamın gözleri kocaman açılmış şok dolu bir ifadeyle Nyx’ün suratına bakmıştı önce.
E: Yeğeniniz Blaze mi?
İsim adamın ağzından çıkar çıkmaz Nyx adamı neden birden bu kadar sevdiğini anladı. Bu adam yeğenine âşıktı. Gülümsedi ve başını evet anlamında salladı…
N: Ben de bir Paritburn’düm… Yanlış anlama David senin soyadını da seviyorum ama kızlık soyadımı da çok severdim… Blaze en büyük ağabeyimin kızıdır.
E: Şu işe bakın…
N: Evet bak sen şu tesadüfe…
Nyx ‘Demek benim yeğenime âşıksın…’ diye eklemek istemişti ama adamı utandırmamaya karar verdi. Edward zeki bir adamdı kadının bakışlarından ne düşündüğünü hissedebiliyordu muhakkak; öyle ki yavaşça kızarmaya başlamıştı
N: Blaze… Ne harika bir kız değil mi?
E: Evet kesinlikle öyle…
Edward artık utancından kadının yüzüne zor bakıyordu, kadının her şeyi anladığını fark etmişti; inkâr etmek ya da aksine işaret edecek tepkiler vermek yarar sağlamayacaktı. Bu yüzden elinden geldiğince dürüst davranmaya karar vermişti. Nyx adamın bu tavrını içten içe takdir etti; Edward’a gerçekten kanı çok ısınmıştı, kim bilir belki biraz yardımcı oldurdu çocuğa.
N: Onu ne zamandan beri tanıyorsun? Yakın mıydınız Blaze ile?
D: Tatlım konuğumuzu sıkıştırmasan…
Edward aslında bu konuşmayı istediğini fark ederek şaşırmıştı… İçten ve utangaç bir ifadeyle güldü.
E: Sorun değil David… Ben ilk kez Blaze ile ilgili sorular duyuyorum… Ama… Yani… Sanırım… Bu konuda konuşmak beni rahatsız etmeyecek; bilakis hoşuma gidecek gibi. Şey, aslında onu okula geldiği ilk günden beri tanıyorum; yani bilirsiniz şapkaya çıkışını falan hatırlıyorum… Ama ciddi anlamda yakınlaşmamızın o 3.sınıfa başladığında olduğunu söyleyebilirim. Yani daha önce de 2 çift laf etmişliğimiz var ama… 1. sınıftayken çok daha sıcakkanlıydı ama ben biraz daha cool davranmanın peşindeydim. 2. sınıfta fazlasıyla soğuktu, aslında 3.sınıfın başında daha beter durumdaydı… Ama bir şekilde yakınlaşmayı başarmıştık.
Ne olursa olsun yakınlaşmalarının anısını kimseyle paylaşmamaya niyetliydi. Bu ikisine özeldi ve öyle kalacaktı, kimse asla ikisinden birinin ağzından duymayacaktı. Sonra aklına gelen bir düşünceyle kendi kendine gülümsedi; belki çocuklarına anlatırdılar…
N: Blaze 2.sınıfa başladığında yazın annesini kaybetmişti, 3.sınıfa başladığında da babasını kaybetmişti. Sana hiç anlattı mı?
Nyx sorduğu sorunun cevabını biliyordu aslında. Blaze böyle bir şeyi asla anlatmazdı. Babasının öldürüldüğü geceye dair kızın anıları hiç de iç açıcı değildi. O gecenin bir kısmına şahit olmuş olmasa Nyx de bilemezdi, zaten ancak şahit olduğu kadarını biliyordu. Kız ilk bir hafta yaşadığı şoku atlatamamıştı; odaya kapanıp yemek bile yemediği bir haftanın ardından yavaş yavaş toparlanmış ve babasının isteğini yerine getirmeye başlamıştı. Kardeşi için dik durmuştu…
E: Şey… Biz yakındık sanırım; ama Blaze’i benden daha iyi bilirsiniz, kapalı bir kutudan farksızdır. Lia ile yakındılar daha çok, X. Lia León hani şu genç sihir bakanı… Lia bizim binada okuyordu, zorla da olsa üstünkörü bilgiler alabiliyordum ondan. Kapalı kutu olmak konusunda Lia da Blaze’den pek farklı değildir; yine de yeterince bilgi veriyordu sanırım… Zor bir dönemden geçiyordu, bana anlatmasa bile yanında olmaya çalışıyordum…
N: Hmmm… Blaze kendini güçlü olmaya, güçlü görünmeye zorluyordu o sıralar, dik durmaya çalışıyordu. Kardeşine göz kulak olmak, fazla yas tutmamak, kin gütmemek için babasına söz vermişti…
Bu esnada David hafifçe öksürdü, eşine susmasını işaret ediyordu belli ki…
D: Tatlım Blaze anlatmak istemiyorsa senin de anlatman doru olmayabilir.
N: David ben kendimle ilgili bir hikâye anlatıyorum, o gece ben de ordaydım biliyorsun, gördüklerimden istediğim kişiye bahsedebilirim!
Hem ne yaparsa yapsın fazla bilgi vermeyecekti zaten. Anlatılabilecek olan ve anlatılamayacak olan şeyler vardı. Karşısındaki genç adamın neden asla istediği yakınlığı kuramadığını anlamasına yardım etmek istiyordu.
N: Ölümyiyenler ya da onlardan geriye ne kaldıysa işte onlar Blaze’in annesini, babasını, henüz doğmamış kardeşini, amcasını ve dedesini öldürdüler. Yani benim 2 ağabeyimi, babamı, doğmamış yeğenimi ve yengemi öldürdüler. İskoç topraklarına geçiş yapacakları yerde yengemi yaralamışlardı. Küçük ağabeyim ve ben çocukları güvenli bir şekilde Anne tarafından akrabalarına ulaştırmıştık; arkamızdan geliyor olmaları gerekirdi ama gelmediklerinde bir terslik olduğunu anlayıp geri döndük. Biz geri dönünce saldırganlar kaçtı ama biri gitmeden önce yengemi yaraladı; karabüyü ile… Çok güçlü bir büyü değildi, neden kadıncağızın kanlar içinde yere yığıldığını anlamamıştık. Yengemin akrabaları arasında kendi annesi başta olmak üzere çok iyi şifacılar vardı. Hamile olduğunu olayı anlattığımız ilk anda anladılar. Hamile bir kadının vücudu kara büyüden 3 kat fazla hasar görürmüş. Blacken’a annesinin hasta olduğunu söyledik; ama Blaze olan biteni anlayabilecek yaştaydı, annesinin saldırıya uğradığını ve ölümcül bir yara aldığını anlıyordu. Yengem bebeğin kurtarılmasını istedi ama henüz hamileliğinin çok başındaydı, bebek daha tam anlamıyla bir bebek bile değildi. Nitekim yaz ortasında kaybettik onu da bebeği de. 2. sınıfta bu yüzden soğuk görmüşsündür Blaze’i. Ağabeyim dönem içinde kızcağızın eve gelmesini yasaklamıştı, okulda güvende olur diye; ama sonra kendi dayanamayıp Blacken ile birlikte Hogwarts’ ziyaretlerine başlamıştı, takip edilmemek için dönüşü hep farklı yollardan yapıyordu. Zavallının sabit bir yeri bile kalmamıştı… Shadow gezileri sırasında okulda kalması için ısrar ediyordu, hatta güvende olabilmeleri için ağabeyime profesörlük bile teklif etmişti. Ağabeyim güvende olabilmeleri için sabit bir yerinin olmaması gerektiğinde ısrarcıydı. Blacken ile dolaşıp duruyorlar çocuk ta bahaneyle kafası dağılıyor, dünyayı görüyordu. Dönem sonunda Blaze’de onlara katıldı, gezmeye devam ettiler ama yaz sonu yaklaşırken o pislikler izlerini bulmuş ve gizlice takip etmişler. Bizim en zor ulaşacağımız yerde de saldırmışlar. Yine de ağabeyim çok zeki bir adamdı bizden yardım istemeyi ve çocukları koruma altına almayı başarmıştı. Oraya ulaştığımızda ağabeyime hala işkence ediyorlardı. Bizi gördüklerinde panikleyip bıraktılar, kendilerini korumaya odaklandılar. Kaçmaya çalıştılar ama bizimkiler takip etti, banaysa kalıp ağabeyim ve çocuklarla ilgilenmem söylendi. Ağabeyim öldüğünde koruma büyüsü bozuldu karşı odanın kapısında Blaze’in yere düştüğünü gördüm. Kızın bacaklarını kilitlemiş, savaşın içine atlayıvermesin diye belli ki son anda yapmış bunu kız elinde asa babasına koşarken kapıda öylece kalakalmış. Babasına yapılan tüm işkenceyi izlemiş…
David eşinin yanına gelmiş kolunu kadına dolamış bir yandan kadının gözyaşlarını kuruluyor diğer yandan başına sevecen öpücükler konduruyordu. Nyx ağladığının farkında bile değildi…
D: Bu kadarı yeter aşkım… Devam etme, kendini de üzüyorsun…
Edward’ın da gözleri dolmuştu, duyduklarının şokunu atlatmaya çalışıyordu belli ki. Rengi atmıştı bembeyazdı.
Nyx kendini toparlamaya çalıştı ve konuşmasını sürdürdü…
N: Hayır David bitirmeliyim, devam etmeliyim… Ağabeyim ölmeden önce bana çocuklara göz kulak olmamı söyledi. Ölme, gitme dedim ona sarıldım ama kollarımın arasında can verdi. Blaze’in yere düştüğünü duydum ama hemen dönüp bakamadım. Hayatımdaki en acı dolu çığlıkla kendime geldim. Blaze… O… ne yaptığının ya da çıkardığı sesin farkında bile değildi. Ağabeyimi bırakıp içeri odaya koştum Blacken uyuyordu, büyük ihtimalle uyumaya devam etmesi için ağabeyim sihir yapmıştı. Babası öldüğünde sihir de bozulduğundan ablasını duyamasın diye tekrar büyüledim ve elimden geldiği kadar çabuk Blacken’ı oradan uzaklaştırdım. Blaze’i geride bırakmak zorunda kaldım ama çok kısa bir süre için. Blacken’ı anneme teslim edip geri döndüğümde Blaze babasının ölü bedenine sarılmış ağlıyordu, çığlıkları dinmemişti. Üstü, başı, eli, yüzü… Her yeri kan içindeydi
Nyx’ün sesi titremişti, gözyaşları artık hâkim olamadığı bir şekilde yanaklarında süzülüyordu, boğazına bir şey takılmış gibiydi konuşamadı, bir süre yalnızca kendisine sarılan eşinin göğsüne gömülüp ağladı. Yatıştığını hissettiğinde rengi atmış olan genç adama baktı. Adam belli ki uzaklara dalmıştı, gözleri donuktu, hareketsizdi, sıktığı yumruğunu ağzına bastırmış sessizce ağlıyordu. Acı çekiyordu… Sevdiği kadının acı çektiğini duymak onun da canını yakıyordu.
N: Ona gerçekten âşıksın değil mi Edward…
Nyx soru sormuyordu yalnızca gördüğü şeyi ifade ediyordu. Edward’ın donuk gözleri bu sözcüklerle yeniden kadına bakmaya başlamıştı; içinde bulundukları ana geri dönmüştü. Usulca evet anlamında başını salladı. Âşıktı hem de delirircesine âşıktı Blaze hayatındaki en önemli şeydi belki de…
N: Peki ya Blaze? O sana âşık mı?
E: Ben… Bilmiyorum Bayan Lloyd… Bazen bunu hissedebiliyorum; ama bazen de öyle soğuk oluyor, o kadar ilgisiz davranıyor ki… Ben gerçekten anlayamıyorum.
Nyx başını hafifçe iki yana salladı…
N: Yani senden kaçıyor. Tipik Blaze…
E: Nasıl yani
N: Bak Edward… Blaze, çok küçük bir yaşta, büyük bir sorumluluk almak zorunda kaldı. Kendisini kardeşine adadı resmen. Âşık olmak kardeşinden başka bir erkeğe fazla yoğun bir sevgi duymak onun için korkutucu olabilir. Üstelik karşısındakinden emin olamıyorsa, kırılacağını düşünüyorsa her yakınlaşmada kendini geri çekecek ve korumaya çalışacaktır. Bu senden hoşlanmadığı anlamına gelmez aksine sana âşık olmaktan korktuğu, âşık olmaya çok yaklaştığı anlamına gelir. Sanırım senin kendisini kıracağından korkuyor.
E: Ben sebep oldum! Korkması benim hatam, benim suçum… Hogwarts’dayken, hep onun gözünün önündeyken o kadar çok kızla birlikte oldum ki! Beni biraz kıskandığını görmeye ihtiyacım vardı belki de ama o hiç… hiçbir zaman belli etmedi, umursamıyor gibi davrandı hep.
Nyx uzanıp genç adamın eline şefkatle dokundu.
N: Kendini boş yere suçlama lütfen… O yaşlarda elbette başka kızlarla olacaktın Blaze kendisini ayartmana asla izin vermezdi ki!
E: O kızlardan da hoşlandım, yemin ederim. Asla yapmacık ilişkiler yaşamadım ama kızlar bana geldiler önce sonra ben düştüm peşlerine… Blaze ise farklı… İlk gördüğüm andan beri onunla olmayı istiyorum, ama yanındayken kendime güvenimi kaybediyorum. O etrafımdayken başka bir şeye odaklanamıyorum! Bu yüzden terk edildim ve terk ettim pek çok kez… Kız arkadaşım neden onunla görüştüğümü sorduğu anda ilişki biterdi, ne kadar hoşlanmış olursam olayım ya ben ya o aşamasına geldiği anda hiç düşünmeden Blaze’i seçtim hep. Şimdiyse duruldum, yaşıtım olan kadınlar zaten başka bir dişinin beynime kazınmış olduğunu anlayabilecek kadar sağduyulular. Gençler bazen peşime düşmüyor değil ama onlara da ben uyarıda bulunuyorum bir noktadan sonra. Herkes her şeyin farkında, Blaze hariç! Tamam, ona hiç direkt olarak açılmadım, ama kimseye anlatmadığım halde herkes bu kadar net görebilirken o göremiyor mu gerçekten…
Edward nefes nefese kalmıştı, içindeki haykırışı dışa vurmuştu ilk kez, üstelikte kendisine akıl veren yardım etmek isteyen bir insana karşı…
E: Ben çok özür dilerim Bayan Lloyd niyetim size çıkışmak ya da sesimi yükseltmek değildi. Yalnızca bu konuyu kendi içimde o kadar uzun bir süredir tartışıyordum ki… İlk kez birine sesli olarak anlatıyorum, bu kadar şiddetli olduklarını fark edemedim. Affedin beni…
N: Saçmalama tatlım, kızmıyorum aksine samimiyetin beni memnun ediyor. Edward elbette görüyor, ama güvenemiyor demek ki… Onunla açıkça konuşmalısın, ona âşık olduğunu kimle olursan ol ondan asla vazgeçmediğini anlatmalısın ona…
D: Hayatım bence sen demen gerekenleri söyledin, bırak ne yapması gerektiğine Edward karar versin. Ayrıca Blaze’in arkasından konuşuyormuşsunuz gibi hissediyorum ve bu beni rahatsız ediyor.
N: Yeğenimi en az senin kadar sevdiğimden kuşkun olmasın David! Ben onun mutlu olmasını istiyorum, artık duygularını yaşayabilmesini istiyorum. Blacken büyüdü kocaman bir adam oldu, artık kendisini özgür bıraksın istiyorum David… Sorumluluğu sona ersin yüklerinden kurtulsun istiyorum.
D: Tatlım anlıyorum ama bırak bu durumu Edward halletsin. O aklı başında zeki bir genç adam…
Edward öneri almaktan şikâyetçi değildi ama çok sevdiği, bir ağabey gibi gördüğü David de kesinlikle haklıydı. Kendisine endişeyle bakan Nyx’e gülümsedi.
E: Çok teşekkür ederim Bayan Lloyd ama sanırım David haklı; bunu kendim halletmeliyim. Siz Blaze’in neler yaşadığını anlattınız bana da onun yaşadıklarını anlamak ve buna göre davranmak düşüyor şimdi.
N: Peki, öyle olsun… Ama en azından son bir şey yapmama izin ver… İkinizi birlikte yemeğe alayım. Bir araya gelmenize yardımcı olayım sadece senin yanında nasıl davrandığını görüp emin olmak istiyorum.
David eşine kaşlarını çatmış bakıyordu.
N: Yapma David bu kendi içimi rahatlatmak için…
E: Şey… Ben buna hayır diyemem elbette; onu görebileceğim hiçbir fırsatı kaçırmam. Ama ya ters teperse anlarsa ve size kızarsa?
N: Eğer düşündüğüm gibiyse kızamaz, yalnızca kızmış gibi yapar…
E: Öyle diyorsanız…
Nyx sevinçle yerinden fırladı ve adamın alnına bir öpücük kondurdu,
N: Bu arada bana Nyx de lütfen, biz artık suç ortağıyız hem!
Eşinin kendisine attığı suçlayıcı bakışlara sadece gülümsedi Nyx. David’in dudaklarına hızlı ama içten bir öpücük kondurdu.
N: Kızma bana sevgilim… Şu anda çok mutluyum lütfen…
Bu kadının hayat dolu, sevgi dolu tavırlarına kim karşı koyabilirdi ki? 2 saniyede David de yumuşamıştı. O da karısını öptü. Kadın içi rahatlamış bir şekilde cıvıldayarak baykuşhaneye doğru yürümeye başlamıştı.
N: Hemen Blaze’e bir mektup yollayayım…
Edward kadının hayat dolu tavırlarının nasıl da içini umutla doldurduğunu fark etti. Kim bilir belki de Blaze ve o… Umutla gülümsedi ve David’in kendisine şarap ikram ettiğini de o sırada fark etti. Bahçede titrek fener ışıkları arasında kadehlerini kaldırdılar.
D: Öyleyse… Umuda…
E: Umuda…
.png)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.